
Padmasana
3 Mart 2011 Perşembe
20 Temmuz 2010 Salı

18 Aralık 2009 Cuma
Last Cigarette Ever
27 Şubat 2009 Cuma
bir fotoğraf karesini çarpanlarına ayırma
on dokuz sayısına inanmamın birkaç nedeni vardır. on dokuz yaşındasın. henüz, yakın olduğumuz kadar uzağı birbirimize. kurduğumuz hayallerinh hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini bilmiyoruz.
on dokuz sayısına inanmamın birkaç nedeni vardır. henüz, kule'nin koridorlarını görmemişsin. on dokuzuncu katta çalışmamışsın. bu sırada, orada çalışmak düşündüğün en son şey. ben ne kuleyi görmüşüm, ne gülü. roland ile yolculuğa çıkmama daha uzun zaman var. hazır değilim henüz.
o zamanlar, anayasal rejime geçmemişim. mutlak monarşi ile yönetiliyorum. düzen değişimi için benim dışımda birçok şeyin değişmesi gerektiğini bilmiyorum. o zamanlar, rejim değişikliğini de düşünmüyorum. yoketme iştahının söylettiği yalanlar. atina okulunun arka bahçesinde etkileme gücümü geliştirmekle meşgulüm. bence 2. seviye daha güzel. senin yerine hiç kimseyi koyamayacağım yalanını söyledik birbirimize.
aylar sonra, tunç çağına insanlık için küçük ama bizim için büyük bir adım atacağız. zaman geçmek bilmeyecek sarayın tozlu koridorlarında. ayine kurban gitmiş bir kuzuya sarılacağım. onu temizlediğim süpürgeden bozma fırçam hala odamın yukarısında kutuların içinde.
aylar sonra, tunç çağlarından modern zamanlara geçerken büyük bir deprem olacak. sonraki hayatımızda ise deprem üzerine deprem yaşayacağız. bilmiyoruz. birbirimizi bu kadar çok kıracağımızdan haberimiz yok. bu kadar uzun yanyana kalacağımızı bile bilmiyoruz.
belki az sonra yemekhane kuyruğuna gireceğiz. sana love love me do, you know i love you diyeceğim, sweet child o'mine diyeceğim. bildiğimi görünce şaşıracaksın. sonra, ellerini montunun cebine sokacaksın, başını yana eğeceksin ve kızılcıklardan bir şeyler söyleyeceksin. önce kızılcıkları göreceğiz, sonra boğazın yanında cennete yükselmemi seyredeceksin. boğaza nehir diyeceğiz artık, gülümseyerek.
yıllar sonra, yirmidokuz yaşındasın. herşeyin bir sonu olduğunu gördün. insanlar geldi yanına, farklı zamanlarda, farklı mekanlardayız artık. yanımızda farklı insanlar. solumda başka biri ile uyanıyorum; sen başka birinin sağında uyanıyorsun. farklı tavanlara bakıyoruz. sonra dönüyoruz; yanımızda yatanları izliyoruz.
sorry for you not sorry for me bayan daisy...
17 Şubat 2009 Salı
Kahve Ev-re(n)leri
küçük bir dünyam vardı. Annem ile birlikte telvenin yaptığı şekilleri incelerdim. O, üç vakte kadar haber görürdü, ben iç içe geçmiş yaratıklar. O, hane ferahlığı görürdü; ben karabasanlarımı. Güvenli günler biTmek üzereydi. Annem son kızılderili hikayelerini anlatırdı.
Ev-re(n) II
Büyüdüm, denizsiz bir kentte, denizi özledim.Yönümü bulamadım, kayboldum. Büyüdüm, büyümüş gözüktüm. BoğAzdan aşağı süzüldüm. Evimi buldum. Küçük bir kavanozda birbirine girmiş evrenleri gördüm. Kaçık oldum daldım aralarında. Avuç avuç topladım, elimden geldiği kadarıyla. Erişmeye çalıştım, kendimi sulara bıraktım. Avcumdaki evrenler ile besledim kendimi. Suyun içinde susadım.
Ev-re(n) III
birbirleriyle kavga etmeyen ve dudaklarımı paylaşan iki sevgili gibi; hep yanımdalar. Biri parmaklarımda, diğeri önümde. Sıralarını bilirler. Nasıl öpeceklerini bilirler. Şeytan'ın üçlüsünde göz göze gelseler de bir şey olmaz. Hiç birimiz gülmeyiz. İki kişi konuşurken diğerine bok yemek düşmez, çoğu durumuN tersine.
Ev-re(n) IV
Terminal çıkışında, her zamanki bir gün. Uzun bekleyişin sonunu görebilcek miyiz? Oniki (rakam ile sadece -12-) saat, yetecek mi? Daha fazlası mı? Kentin moJito kokusuna kendimizi bırakalım. Seni beklerken her zaman iced americano içiyor olacağım.
.
.
.
.
Ay kraterinde yaşamaya mahkum edilmiş Lilith'in laneti üzerimde...
7 Şubat 2009 Cumartesi
Chinese Democracy
Çin'e demokrasinin gelmesi aslında Shackler'ın intikamı gibi bi durum. Shackler kim diye sormayın, bilmiyorum. Bildiğim tek şey eskiden blues olan hayallerimin, hala, yolumu aydınlatacak kadar çok olması. Kendimi daha iyi hissediyorum, onların arasında aylak aylak dolaşırken. Dünyanın sonu geldiğinde, senin için yaptığım herşeyi suratına vuracağım, hiç merak etme. Zaten çavdar tarlasındaki çocuklar, Lennon'ı hiç görmedi ki, Chapman sadece onu değil, tüm sıyrıkları vurdu. Riyad'da yaşayan bedeviler için vergilerin artması üzücü sonuçlar doğurmaz; ama Martin Luther King'in özgürlük istemesi, onu, zamanının ender bulunan bir canlısı havasına sokar. Ama özgürlük gelmiş midir? Fahişelik sadece para karşılığında bir şeyleri satmak değildir. Bizim mutfağın hemen yanında yaşayan birini tanıyorum. Elimizden gelenin en iyisini yapsak onun kazandığı parayı kazanamayız.
Çin'deki demokrasi, evreni arama sürecinde yaşananların toplamı mı?
Seni unuttuğum için gerçekten çok üzgünüm.
Belki de...ya da...soru işaretli cümleler
Bağlılık nedir bilir misin? Ya da bağımlılık? Seninle aramda görünmez bir zincirin bulunduğunu düşündün mü hiç? Zayıf halkadan yoksun bir zincir. Sen gerdikçe zinciri ben biraz daha yaklaşıyorum sana. Sadece kırılmasın diye.
Zayıflıktan mı tüm yaptıklarım? Belki de… ama ben bazı şeylerin daha güçlü olduğunu düşünmek istiyorum ya da kendimi buna inandırmak. Ya da kendimi kandırmak. Ya da’lar ne kadar çoksa o kadar karmaşık mı mesele?
Çok mu sahiplendim? Benim olan ve benim için daima önemli olacak şeyleri sahiplendiğim gibi. Yani seni, seni ve seni sahiplendiğim gibi…
Merdivenlerde oturduğum zamanları hatırladım. Beni dinleyecek kişiyi beklerken oturduğum merdivenleri. Yazdığım şeyler geldi aklıma. Senden önce neredeysem senden sonra tekrar oraya döndüm.
Düştüm.
Zamanın içinde sürüklendim.
Düştüm.
Kanatlarım kırıldı.
Düştüm.
Paraşütüm açılmadı.
Düştüm.
Uçurumda tutunacak bir dal bile yoktu.
Düştüm.
Düşüyorum.
Dibe o kadar yakınım ki, gördüklerimi daha önce hiç görmemiş, hissettiklerimi daha önce hiç hissetmemiştim. Işık yok. Soğuk. Güneş görmemiş. Benden başka canlı yok. Ama yaşadığımı söyleyebilir miyim?
Zamanımı boşa harcadığımı söylerken herkes, ben yine bildiğimi okudum. Herkes bazı şeyler için seni suçlarken, ben yine de seni korudum. Bencillik değil yaptıkların, başta öyle düşünsem de. Belki de seni dinlemek için yeteri kadar çaba göstermedim.
Belkiler… ya da’lar… soru işaretleriyle biten cümleler hep kafamda. Yazdığım şeylerde hep sen varsın. Nereye baksam sen, kiminle konuşsam konu dönüyor dolaşıyor ve sana geliyor. Sen nereye gittin, nereye gidiyorsun? Daha ne kadar gideceksin?